Koşan Bilir !

       Her ay düzenli olarak Antalya'ya gitmeye çalışıyorum. İşlerimi ayarlayabildiğim sürece de Antalya'ya kız arkadaşımı görmeye gidiyorum. Yine Mart ayında - ki tarih tam olarak 4-5 Mart idi-- Antalya'ya gittim. 5 Mart günü sabah kalkıp DSİ'den çıktığımda karşımda koşan bir sürü insan gördüm. 7'den 77'ye birçok insan önümde koşuyorlardı. Onları karşımda görünce bir ağacın altında durdum ve koşan insanları izlemeye başladım. Bir yandan da kız arkadaşımı bekliyorum. Önümden önce iş arkadaşlarıyla bir araya gelip koşan bir grup geçti, ardından bebek arabasıyla koşan anneler, takım elbiseyle koşan bir ikili, yaşlı birkaç amca, kızlı - erkekli koşan genç bir grup, koşarken kendi grubunun biraz önüne geçip "Abi selfie çekiyorum poz verin" diyen bir koşucu ve grubu derken "Vayy abi çok iyi ya" diye düşünüp, hadi yapabilirsiniz diye tezahürat yaparken buldum kendimi. Biraz sonrasında ise bağırışlar ve alkışlamalar arasında bir ayağı olmayan engelli bir sporcu kol değnekleri ile koşarak önümden geçti. O an alkışlayıp tezahürat yapmaya devam ettim. Sonrasında durup düşündüm bu kadar insan bu pazar sabahında kalkmış çok güzel bir aktiviteye katılmışlardı. Hatta engelli birçok sporcu da bu aktivitede yer almıştı. O an aslında engellerin kendi kafamda olduğunu düşündüm. Abi kim koşacak ya, abi maraton - yarı maraton diyorsun yuh derken ablam aklıma geldi. Ablamı aradım. Ablam da her zaman böyle bir aktiviteye katılıp koşmak istediğini söyler. Dedim müdür ne yaptın. Bak burada durum bundan bundan ibaret. Seneye biz de gelelim buraya dedim, baya birbirimizi gaza getirdik kapattık. Ardından kız arkadaşım geldi, yine çok güzel olur süper olur yapabilirsin diyerek gaza getirdi, yarış sonrası eğlencelere (Kolpa konseri vardı) katıldık ve Wings for Life World Run broşürünü alarak koşu alanından uzaklaştık. 

       Ablam sağ olsun böyle şeyleri incelemeyi sever. İnternete girip bu tarz yarışları araştırırken New Balance'ın sponsor olduğu Bozcaada yarı maratonu ve 10K koşusuna denk gelmiş. Öncelikle bana sonrasında kuzenlerimize bahsetti. Ben, ablam, Ayşegül ablam ve Burak olarak 4 kişi tamam katılalım dedik. Geri kalan kuzenlerimizi ikna edemedik ama inşallah seneye kendileri de bize katılırlar. The Cousen's isimli bir takım kurduk ve yarışmaya katıldık. Burak iki arkadaşını daha bu gruba ekledi toplamda 6 kişiyle yarışmaya karar verdik. Ablam 10K koşalım dedi. Dedim abla şaka mı yapıyorsun ne 10k'sı en azından yarı maraton koşalım, seneye de Antalya'da Maraton koşarız, Maraton koştuk biz diyerek gururla dolaşırız dedim. Lan oğlum saçmalama 10K'yı bir koş seneye yarı maraton, maraton koşmaya başlarsın dedi. --Ki haklıymış, çok da şey yapmamak lazımmış-- 


       Kayıt da olduktan sonra tabi bir gaza geldik iyice, bir moda girdik. Yani en azından ben bir moda girdim. Spor salonunda sadece koşu bandında çalışmaya başladım. Hızımı ayarladım ve antrenman olsun diye koşmaya başladım. 1 saat 15 dakika sonra ölmüş bir şekilde, yarı yürüyüp yarı koştuğum koşu bandından indim. Bu süre bir saat 7 dakikalara kadar düştü. Gerçek bir deneme yapmaya çalıştığımda ise hızımı ve nefesimi ayarlayamadığım için çok çok daha kötü bir derece yaptım. 10 km'yi tamamlayamadan 7-8 Km'de koşmayı bıraktım. Bu paragrafı yazmamın sebebi şu, yarın öbür gün siz de böyle bir koşuya katılmaya karar verip es kaza bu yazıyı okursanız, benim yaptığım şeyleri yapmayıp antrenmanlarınızı sadece pistte yapın. Koşu bandıyla işe başlamayın. 



       Geçen Cuma günü yola çıktık ve Çanakkale'ye vardık. Cumartesi günü sabah saat 9 vapuru ile Geyikli'den karşıya geçtik. Vapurun yarısından çoğu koşuya gelen insanlardan oluşuyordu. Bozcaada'ya geçtik. Bozcaada'ya daha önce gitmişseniz biliyorsunuzdur ama gitmediyseniz söyleyeyim, yerleşim yeri olarak bakıldığında çok küçük bir alan. Yürüyerek çok rahat merkezini dolaşabilirsiniz. Biz de kahvaltı yapmak için bir yere oturduk ve kahvaltı yaptık. Sıkıntı şurada karşıya geçmek ve kahvaltı yapmak için geç kalmıştık. Saat 10:30 civarıydı ve yarış 10K koşanlar için saat 11:30 da başlayacaktı. Mecburen iki dilim ekmek, reçel salatalık domates derken bir şeyler kemirdim. 


       Kahvaltıdan sonra başlangıç noktasının yanına konulan standların oraya geçtik ve beklemeye başladık. Bu sırada ısınma hareketleri yapıldı, fotoğraflar çekildi, yarı maraton koşacak koşular bizden yarım saat önce saat 11'de koşmaya başladı derken zaman geldi. Koşu başladı. 


       Sıkışık bir alanda insanlarla dip dibe koşuya başlıyor ve aralardan aralardan sıyrılıp ilerilere geçmeye çalışıyorsunuz. O arada koşu ekibinden fotoğrafçılar sizin fotoğraflarınızı çekiyorlar. Bende birkaç kıvrak hareketle nispeten güzel bir alana geçip koşmaya başladım. Biraz koştuktan sonra, hem en son yaptığım antrenmanın üzerinden bir ay geçmesi, hem de kahvaltıyı 1 saat önceden yapmamın etkisiyle nefesimi ayarlayamadım, hatta yediğim reçel boğazımda gıcık yaptığı için öksürdüm ve nefesim kesildi. 2 km geçmeden yürümeye başlamıştım. Bu benim için gayet kötü bir sonuçtu. Yaptığım antrenmanlarda en erken 4 km'de yorulup yürümeye başlıyordum. Ardından baktım bizim Burak ve arkadaşları belli bir tempoda koşarak beni geçtiler. Ben de onlara katılmaya karar verdim. Biraz ileride Burak kendini yorgun hissedince, Burak'la kalmaya karar verdim. Böylece gruptan koptuk. Yarı yürüyerek yarı koşarak yarışa devam ettik. Buralarda hem kendi performansımla, hem de yarışla ilgili anlatılacak çok fazla şey var aslında ama kısa geçeyim. Sadece organizasyonun güzelliklerinden bahsedeyim. Aralıklarla kurulan su noktalarında herkese yetecek kadar su vardı ve insanlar koşuculara yardım etmek için su dağıtıyorlardı. Arada bir bizi ıslatan, organizasyona dahil arkadaşlar vardı. Bunları görmek güzeldi ama daha güzel olan ada halkının tepkisi ve yardım etmeye çalışmasıydı. Müzik yapan bir grup, bahçe hortumlarıyla bizi ıslatan abiler ( kesin cennete gitmeyi o gün garantilediler), 8-9 yaşlarında belki de biraz daha küçük üç çocuğun ellerinde Türk bayraklarıyla haydi yapabilirsiniz koşmaya devam nakaratını tekrar ederek yürüyüp bizi motive etmesi, manzaranın güzelliği, koşan insanların birbirini destekleyip yardımcı olmaya çalışması, bunlar çok güzel detaylardı. Koşarken gerçekten keyif almamı sağlayan detaylardı. 


       Şunu da eklemeden geçemeyeceğim, insanlar birbirini destekliyor tabiki ama küçük de olsa tatlı bir rekabette var. Mesela yorulup yürümeye başladığınızda insanlar geçiyor ve vay arkadaş birsürü insan beni geçti diyerek kendinizi kötü hissediyorsunuz. 5 Km sonra geri dönüp bir sürü insanı geçtiğinizi görünce de motive oluyorsunuz. 


       Yarışı 1:11:52 (Dönüş noktası: 0:36:23) ile 828'inci sırada bitirdim. Erkekler kategorisinde 614'üncü olmuşum. 1687 kişi 10K koşmuş. Sanırım yarısını geçmeyi başarmışım. Yaptığım derece rezalet 😄. 21K'da birinci olan koşucu 1:18:42 ile koşmuş. Neredeyse benimle aynı zamanda benim iki katımdan fazla mesafe koşmuş. Neyse çok da kendime yüklenmeyeyim, sonuçta eğlenmek ve kuzenlerimle güzel zaman geçirmek için gittim oraya. 

       Yarıştan sonra, hemen internet sitesine girip kaçıncı olduğumuzu öğrendik. Fotoğraflar da yavaş yavaş yüklenmeye başlamıştı. Öğle yemeğimizi yedik ve adayı gezdik. Bozcaada'nın keyfini çıkardık. 10K ve 21K koşuları için toplamda 2727 kişi gelmiş. Çok keyifliydi. Bozcaada turizmine de katkımız oldu. Fotoğraflar çektirdikten sonra Çanakkale'ye geri döndük. Vapurda sohbet ederken hepimiz aynı fikirdeydik. Çok yorulmuştuk ama çok eğlenmiştik. Açıkçası bir sonraki yarışı iple çekiyorum. Teşekkürler New Balance, teşekkürler Bozcaada 😀😀. Ve son olarak kolumuzdaki hastagde de yazdığı gibi #kosanbilir !