İlk haftanın ardından...

Geçen hafta pazartesi otele yerleştik ve bugün tam bir hafta oldu. Şu ana kadar herşey yolunda gidiyor. İşin en sıkıcı kısmı yeni bir ortama ayak uydurmaya çalışmak. Alışana kadar insan zorluk çekiyor. Yeni birçok insanla, hiç alışık olmadığım bir düzende geleceğim için mücadele veriyorum. Her ne kadar insanlarla çok çabuk kaynaşmamaya çalışsam da , birçok insanla şimdiden kaynaştım. Çok çabuk kaynaşmak istemememin nedeni işin suyu çıkmasın diye..

Çok çeşitli insanlar var burada. Türkiye'nin her yerinden ve Almanya'dan gelmişler. Almanya'dan gelen gruptaki elemanlardan Almanca öğreniyoruz yavaş yavaş. Bulunduğumuz otel Almanların oteli ve burada Almanca şart. Umarım kısa bir süre içerisinde temel birkaç birşey öğrenirim.

İlk hafta boyunca pek de birşey yaptığımız söylenemez. Dersler daha yeni yeni başladı. Pazatesi otele giriş yaptık , salı günü evrak tamamlamayla geçti , çarşamba günü kısa bir toplantı yaptık , perşembe ve cuma günü ise tanışmayla geçti. Tanışmayı drsten sayarsak perşembe günü dersler başladı. Cumartesi günü sabahtan ders yaptık ve pazar günü de tatildi. Kısacası ilk hafta içerisinde çok da birşey yaptığımız söylenemez. İlk hafta tamamen teorik dersler gördük. Liseyi tekrar okuyormuş gibi hissettim.


Bugün pazartesi. Tam olarak derslere başladığımızı söylebilirim. Sabahtan teorik mutfak dersine girdik. Öğleden sonraysa ıspanakların nasıl temizleneceğini ve yemeğe hazırlanacağını öğrendik. Yarın ıspanakları kaynatıp , şoklayacağız. Yaza hazırlık olsun diye...

Biraz da ortamdan bahsedeyim. Sanki burada tatilde gibiyiz. Veya kamp yapıyor gibi. Yeni yeni kaynaşmaya başladığımız için günün çoğu kısmı sıkıcı oluyor. Ama kaynaştıkça sıkıcı olan zamanlar giderek azalıyor. Çok güzel bir ortam var. Başta Robinson'un çok enteresan kuralları var. Kurallarının çoğunda saygı çerçevesinde sıcak bir ortam kurmayı amaçlamışlar. Katı alman disiplini derler ya , yavaş yavaş hissetmeyte başladık. Sabah saat 8 ile 8.45 arası sabah kalvaltısı var. 12 ile 1 arası öğle yemeği , 5 ile 6 arasında ise akşam yemeği var. Bu saatlerin dışında yemek yiyemiyoruz. Yemek yediğimiz yerin adı "Tam Tam". Tam Tam'ın üst katında teorik dersleri gördüğümüz "Süleyman" isimli sınıf var. Dersler başladığından beri günümüzün çoğu buralarda geçiyor.  Genel olarak burası şehir merkezinden daha sıcak. Şubatta denize girmek mümkün. Hatta bende resim çekileceğim diye denize girmiş kadar oldum. Akşam üstü bazen koşu ayakkabılarımı ve mp3 çalarımı alıp koşu yapıyorum. Yaklaşık 75 kişiyiz. Bu 75 kişi grup içerisinde ortalama 10 tane kız var. Bu kadar çok erkeğin olduğu bir ortamda futbol olmazsa olmaz gibi gözüklüyor. Halı saha ayakkabılarımı evde unuttuğum için ilk gün yalınayak maç yaptım. Ayaklarımın hali içler acısıydı. Allahtan annem evden ayakkabılarımı kargoladı da bu büyük dertten kurtuldum.

İnternetin olmaması büyük bir eksiklik. Ama yine de bir şekilde idare ediyoruz. Şimdilik benden bu kadar. Şu anda Robinson Club Çamyuva'dayım. Yani Kemer - Çamyuva. İşte bulunduğum otelin Türkçe internet adresi. Daha çok bilgiyi buradan öğrenebilirsiniz...

Robinson Club - Çamyuva : www.robinson.com.tr/clubcamyuva.asp

Son olarak. Robinsonun ambleminde papağan resmi var. Dikkatli bakınca belli oluyor. Robinson yazısının yanındaki yuvarlak papağanın gözü. Böyle bir kopya vereyim...