Hızlanmak Lazım

Uzun zamandır birşeyler yazamadığım ortada. Hoş yine uzun bir aradan sonra klasik bir giriş yaptık ama bu yazı biraz farklı olacak. En azından öyle hissediyorum. Bugün benim için güzel bir gün. Çünkü sevgili Superonline en sonunda (!) geldi ve fiberoptik interneti evimize kuruverdi. Geç de olsa geldikler , kendilerini tebrik ediyorum.



İnternete bağlantı hızım her arttığında kendimi bir garip hissediyorum. Vay be kardeşim biz bugüne kadar rezillik çekiyormuşuz diyorum. Ama gel gör ki yeni hızım da bir yerden sonra yavaş gelmeye başlıyor. Dünya geliştikçe , oyunların , filmlerin boyutları arttıkça internet bağlantı hızımınız da aynı oranda artması gerekiyor. Yoksa bir yerde eskiye dönüş yapıyoruz. Bu olay gerçek dünyadaki :) enflasyon olayı gibi. Hani millet bağırır ya kardeşim 2 gram zam yapıyorsunuz sonra hemen arkasından fiyatları arttırıyorsunuz bu ne biçim iş diye. Bu durum da aynen böyle. Hızı ne kadar artarsa artsın bir yerden sonra memnun olamıyor insan. Her zaman daha fazlasını isteme isteği , elindekiyle yetinememe ne dersen de. Bu kadar konuştun da hızın neydi ne oldu be kardeşim diyeceksiniz. Güzel soru. Hemen cevap veriyorum A şıkkı :) . İnternet sağlayıcısı olarak Türkiye'de genel olarak kullanılan TTNet'i kullanıyordum. 1 Mbit sınırsız bir bağlantım vardı. Superonline'nın fiberoptik internet kampanyasını duyunca ve sevgili Superonline sitemize Fiberoptik altyapı döşeyince adamlar o kadar uğraştı ayıp olmasın diye Superonline'ın 10 Mbit sınırsız paketine geçtim. İşin güzel yanı aynı parayı ödüyorum. İlk izlenimim olumlu. 10 kat daha hızlı internete girip , dosya indirebiliyorum. Baya güzel görünüyor. Şimdi diyeceksiniz ki zaten 10 Mbitle bağlanıyorsun , daha ne kadar hızlı bağlanmayı düşünüyorsun diye. Bu soruya da hemen cevap vereyim. Aslında 10 Mbit adamların en düşük internet hızı (Fiberoptik internette). 10 Mbitin yanında iki seçenek daha var. Bunlar 20 Mbit ve 100 Mbit. 100 Mbit bir bağlantı aslında hiç fena olmazdı. 6 dk.da bir dvd film indirmek kulağa muazzam geliyor. Her zaman her yerde hızı sevdiğim için her zaman daha fazlasını istiyorum sanırsam. Bu yazıyı yazarken adamların reklamını da yapmış olduk. Bedavaya reklam da yapıyoruz adamlara.

Pirelli DRG A2266 adlı modemi hediye ettiler. Uzay mekiği gibi :)

Bu konuya başlarken konunun buraya geleceğini tahmin etmemiştim. İnternete ilk bağlandığımda hızım neydi şimdi ne olduya doğru yön değiştirdi biraz konu. E biraz da bundan bahsedelim bari. İlk önceleri internete efsanevi 145'ler , 146'lar ile bağlanıyorduk. 145 ile internete bağlanmak için şifre almak gerekiyordu. 146 ile internete bağlanmak için şifreye gerek yoktu ama çok pahalıydı. 145 ile internete bağlandığımızda kaldığımız süre üzerinden para ödüyorduk. Bu yüzden çok fazla internette kalamıyorduk. Outlook ve Thunderbird gibi programlar hayat kurtarıyordu. Ayrıca bir dosyayı indirirken mutlaka Flashget kullanıyorduk. İndirme hızımız yanlış hatırlamıyorsam 54 kb mı ne olacaktı.Çok yavaş indirdiğimiz için internette kaldığımız süre otomatik olarak artıyordu. Bizde işimiz olduğu zaman gireriz, o zaman indiririz dediğimiz için Flashget kullanıyorduk. O zamanlar film indirme , oyun indirme gibi şeyler Türkiye'de pek konuşulmuyordu. Çünkü mp3 indirmek bile lükstü. Ayrıca bu bağlantı şeklinin çok büyük bir zaafı vardı. İnternete bağlı olduğunuz zaman hiçbir telefon görüşmesi yapamıyordunuz. Karşı taraf sizi aradığı zaman klasik internete bağlanma sesi geliyordu. O sesi nerede duysam hala tüylerim diken diken olur.

Sonra hayatımıza adsl diye birşeyi soktular. İlk başta hızımız 128 Kb mı , 256 Kb mı neydi onu da tam hatırlayamıyorum. Hatırladığım tek şey o zamanlar bize bu hız devrim gibi geliyordu. Sonuçta 2 kat veya 4 kat daha hızlı internete bağlanıyorduk ve internette olduğumuz süre zarfında telefonu da kullanabiliyorduk. Vay be süper dediğimi hatırlıyorum..

Hızımız sonra 512 kb oldu. Baya bir hızlanmıştık artık. İnternette indirebileceğimiz birçok şeyin var olduğunu gördük. Download çılgınlığımızı başlatan hız 512 kb oldu diyebilirim. Önümüze ne gelirse indirdik. İşe yarasın veya yaramasın bilgisayarı çöplüğe dönüştürdük. Ama birşeye dikkat etmemiz gerekiyordu. Bağlantımız kotalıydı.

Birgün Türk Telekom dedi ki: " Ey 512 Kb bağlantı hızıyla kendini paralayan müşterilerim. Size çok iyi bir haberim var. İnternet bağlantı hızınızı 1 Mbit yaptım." Vayy dedik. Eli öpülecek adamsın Türk Telekom Baba dedik. Ama bunun aslında Türk Telekom'un bizi "Babalara" getirmek için yaptığı bir oyun olduğunu anlayamadık. Evet 2 kat daha hızlı bağlanıyorduk ama kotamız da 2 kat daha hızlı doluyordu. Dolması problem olmasına problem değildi. Problem kotamızın dolup taşması , daha çok para ödeme zorunluluğumuz olmasıydı.

Standart internete bağlantı ücretimizin 2 katını ödemeye başlamıştık. Anne - Babamız faturayı bize gösterip anladın sen onu diyorlardı. Baktık bu iş böyle olmayacak , Türk Telekom'un hain planına boyun eğdik. Tamam yaa, geçiyoruz işte sınırsıza dedik. Biraz daha fazla para ödeyip sınırsıza geçtik. Deli gibi sağa sola saldırıp , interneti adeta yağmaladık. Artık şuursuzca hareket ediyorduk. Bu şuursuzca hareket de uzun sürmedi. Artık indirecek pek birşey kalmamıştı. Ayrıca indirecek yerimiz de kalmamıştı. Standart , monoton bir indirme takvimine sadık kalıp internetten birşeyler indirmeye devam ettik.

Sonra yine birgün kapımız çalındı. Superonline dedi ki : " Sana 100 Mbitle bağlanmayı vaad ediyorum." Eee dedik kaç para bu 100 Mbit ? Sınırsızı 129 Tl dedi. Çüşş dedik. Biz bu parayı her ay internete veremeyiz. Başka bir teklifin var mı ? dedik. İstersen 10 veya 20 Mbit ile de bağlanabilirsin dedi. Bizde 10mbit sınırsız bağlantının ücreti nedir ? diye sorduk umutsuzca. Şu an Ttnet'e verdiğin paranın aynısı dediği için Superonline'a geçtik. İyi mi ettik , kötü mü ettik zaman gösterecek. Umarım birgün Türk Telekom baba bizi affeder....